Nice Mübarek Ramazanlara, Nice Mesut Bayramlara…

3 aylarrZevkli, şevkli, feyizli, nurlu mübarek bir ay geçirdik. On bir ayın sultanı, mâh-ı gufrân: Ramazan! Mutlu ve mübarek bir bayrama doğru gidiyoruz.

Ümmet olarak sevindik, nurlandık, coştuk; camilere, ibadetlere koştuk, çok hayırlar işlemeye çalıştık. İbadet ve taatlerimizi rahîm ve kerim Rabbimiz, eksik ve kusurlarına rağmen, lütuf ve keremiyle ahsen ve etemm olarak kabul buyursun! O’nun ulu şanına şayeste ve yü­ce dergâhına layık ibadet ve âmâl-i sâlihayı yapmaya kim takat getirip güç yetirebilir ki hem bizim âciz ve naçiz ibadetlerimiz, O’nun sonsuz ihsan ve engin rahmeti, hadsiz ikram ve sayısız nimetleri karşısında ne kıymet ifade eder ki!
Sübhaneke mâ abednâke hakka ibâdetikeyâ ma’bûd!
Sübhaneke mâ zekernâke hakka zikrike yâ mezkûr!
Sübhaneke mâ şekernâke hakka şükrike yâ meşkûr!
Sübhaneke mâ arafnâke hakka ma’rifetikeyâ ma’rûf!
Sübhaneke ve bi-hamdike adede hâlkıke ve ndâ nefsike ve zinete arşıke ve midâde kelimâtike yâ ekremel-ekremîn!
Oruçlarımızda, namazlarımızda, kıraât-ı Kur’ân-ı Kerîmlerimizde, hatimlerimizde, zikir ve tesbihlerimizde, hayır hasenâtımızda muhak­kak ki nice nice hatalar, yanlışlar, kusurlar, noksanlar, gafletler, zelleler, ihmaller, kabahatler, bîedeplikler… vâki olmuştur, affet yâ Rabbi, günah ve noksanımıza bakma; bizi haybet ve hüsrana uğratma; red­dedip mahrum kılıp ağlatma; lütfuna erdirip yüzümüzü güldür, müj­deyle beşarete erdirip sevindir, bayramımızı katmerli bayram eyle, se­vincimizi hakikî sevinç, kazancımızı ilahî kazanç eyle!
Sen eyle anı kim sana yaraşır,
Ben ettim anı kim bana yaraşır!
Bizden isyan, senden ihsan!
Bizden dua, senden icabet.
Biz diken ektik, sen gül derlet yâ kerem kânı,
Yâ men izâ du’iye ecâbe ve izâ sü’ile a’tâ[1]
***
Ne mutlu, ibadetlerini ihlasla, hudû ve huşû ile takva ve vera ile îfâ edenlere! Namazlarını aceleye ve gürültüye getirmeyip tâdil-i erkâ­na riayet eyleyenlere!
Ne mutlu oruçlarını güzel tutanlara; harama bakarak, gıybet ede­rek, dedikodu yaparak, can yakarak, kalp yıkarak, edepsizlik ve ah­lâksızlıklara bulaşarak zedeletmeyen, heba ettirmeyenlere!
Ne mutlu Ramazan’ın son on günü camilerde itikâflara girip hal­vetlerde diz çöküp tenhalarda göz yumup boyun büküp zikir ve fikir ile gece ve gündüzlerini ihya edenlere!
Ne mutlu kasasını, kesesini açıp zekâtını veren, hayrını sadakasını edâ kılıp fakirleri sevindiren, yoksulların yüzünü güldüren, dinî hiz­metleri malî yönden destekleyen, malıyla canıyla cidd ü cehd, gayret ve cihad edenlere!
Ne mutlu nefsini “emmâre”likten kurtarıp “mutmainne”liğe erişti­renlere; nefsini zabt ü rabta alıp vücut iklimine aklıselim sultanını hâ­kim kılan, şeytanı yenip onun melun ordusunu münhezim ve perişan eyleyen, ahlâk-ı habîse ve seyyie ve kabîhayı bırakıp; ahlâk-ı hamîde ve hasene ve kerime ve makbule ile muttasıf ve müzeyyen olanlara!
Ne mutlu âyât-ı kerîme ve ehâdîs-i şerîfeleri, vaaz ve nasihatleri, öğüt ve ikazları, işaret ve irşatları dinleyip anlayan, anlayıp uygulayan, güzel uygulayıp büyük ecir ve sevaplar kazananlara!
Ne mutlu Ramazân-ı şerîfte kazandığı melekliği, Ramazan’dan sonra şeytanlığa döndürmeyen, hidayetten sonra dalalete sapmayan, uyandıktan sonra tekrar gaflete dalmayan, sevaplı işleri terk edip gü­nahlara bulaşmayan, Allah’la ahdine sadakat gösterip vefasızlık etme­yen, basireti açıldıktan sonra tekrar körlüğe düşmeyen, sebatlı, vefalı, sabırlı, azimli, kararlı, istikrarlı mü’minlere!
Peygamberimiz Muhammed Mustafa aleyhi ve alâ âlihî efdalü’s-salavâti ve ekmelü’t-teslîmât Efendimiz hazretleri bildiriyor ki:
“Kulun Ramazan’daki ibadetlerinin, Allah indinde makbul olması­nın alâmeti; kulun hüsn-i hâlinin Ramazan’dan sonra da bozulmadan devam etmesidir.”
Eğer kul Ramazan’dan sonra gene iyi müslüman ise gene ibadet ve taatlerine aynı titizlikle, aynı zevk ve şevkle devam edebiliyorsa; demek ki ibadetleri kabul olmuş, demek ki mânevî maya tutmuş, fidan toprağa kök salmış, kurumamış, yaşıyor; demek ki yapraklanacak, çiçeklenecek, meyve verecek inşaallah!
Yüce Mevlamız sizi ibadetleri makbul olanlardan, dünya ve âhirette maksut ve muradına erenlerden eylesin!
Iyd-i sa’îd-i fıtrinizi cân u gönülden tebrik eder, nice nice yıllara sevdiklerinizle birlikte sıhhat, afiyet, saadet, selamet ve devletle ulaş­manızı, nice nice kutlu Ramazanlara, mutlu bayramlara erişmenizi temennî ve niyaz eylerim.[2]
——————————————-
[1] Cemal Kurnaz, Münâcât Antolojisi, s. 25
[2] Başmakaleler 1: İslâm Dergisi Başmakaleleri, İstanbul 2011, s. 284-286.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir